31 Mayıs 2009 Pazar

Mustafa Sarıgül - Yeni Durak Neresi ?


Türkiye onu 1987 yılı genel seçimlerinde SHP'den seçilen Türkiye'nin en genç milletvekili olarak tanıdı. 1991 genel seçimlerinde liste başı olmasına karşın SHP'nin bölge barajını aşamaması üzerine meclis dışı kalan Sarıgül 1999 yılı yerel seçimleri öncesinde DSP rüzgarının güçlü esmesi ve DSP'nin birinci parti olma ihtimalinin yükselmesiyle birlikte DSP'ye geçerek bu partiden Şişli Belediye Başkanı seçildi.

2002 genel seçimleri öncesinde İsmail Cem ve Hüsamettin Özkan'ın DSP'den ayrılarak YTP'yi kurması ve ilk zamanlarda medyanın da suni pompalaması sonucu bu partinin iktidar adayı gibi görünmesiyle birlikte Sarıgül'de anında soluğu YTP'de aldı. İsmail Cem'in YTP Genel Başkanı olarak ilk defa İstanbul'u ziyareti esnasında görkemli bir karşılama töreni düzenleyerek YTP'de etkili olmak istediğini göstermiş oldu. 2002 genel seçimleri sonrası YTP'nin %1 civarında oy alması ile birlikte Mustafa Sarıgül için de YTP defteri kapanmış oldu. Sarıgül bu sefer rotayı 2002 seçimlerinden güçlenerek çıkan CHP'ye çevirdi. 2002 Aralık ayında CHP'ye katılan Sarıgül 2004 yerel seçimlerinde CHP'den Şişli Belediye Başkanı seçildi.

Artık Şişli Belediye Başkanlığı Mustafa Sarıgül'ü kesmiyordu ve Sarıgül genel başkan olmak istiyordu. Bunun üzerine CHP'de Deniz Baykal ile liderlik mücadelesine girdi ve bu mücadeleyi kaybetti. Daha sonra çeşitli sebepler yüzünden CHP'den ihraç edilen Sarıgül'un 2009 yerel seçimleri öncesi adresi tekrar DSP olmuştu.

Yaklaşık 1,5 ay önce DSP'li bir belde başkanını ziyaretinde siyasi parti lideri gibi karşılanan Sarıgül tek hedefinin bu ülkede başbakan olmak olduğunu söylemişti. Bu konuşma üzerine herkes Sarıgül'ün son DSP kurultayında genel başkan adayı olmasını beklerken Sarıgül DSP'nin mevcut delege yapısı ile bu seçimi kesinlikle kazanamayacağını bildiği için aday olmadı.
Ve DSP'nin yeni genel başkanı Masum Türker ilk demecinde Sarıgül'e nazire yaparcasına kendisinin DSP'nin sadece genel başkanı değil aynı zamanda tek başbakan adayı olduğunu belirtti.

DSP'nin bir sonraki kurultayı 1,5 yıl sonra yani 2011 seçimlerinden kısa bir süre önce ve Masum Türker'de açıkça 2011 seçimlerine DSP'nin başında başbakan adayı olarak girmek istediğini duyurdu. Bu durumda "Türkiye'nin başbakan adayı" Sarıgül'ün DSP'de de işi hiç kolay gözükmüyor ve Sarıgül'e en azından Türkiye'ye başbakan adayı olabilmesi için çok duraklı siyasi hayatında yeni bir durak daha gerekiyor. Yeni durağın neresi olduğunu hep birlikte göreceğiz.

Abdüllatif Şener ve Türkiye Partisi


Tatiller, iş gezileri ve çeşitli yoğunluklardan dolayı Moskova Güncesi yazılarımıza kısa bir süre ara vermiştik. Bugün, Moskova'da havanın yaklaşık 28 derece olduğu bu güzel Pazar sabahında sizlere merhaba diyerek yazılarımıza tekrar başlıyoruz.

Daha önceki yazılarımızda sizleri Türkiye gündeminden yoksun bırakmamak için Türkiye'deki gündeme ve özellikle siyasi gündeme ilişkin yorumlarımızı da sizlerle paylaşacağımızı belirtmiştik ve bu konu ile ilgili 2 adet yazımızı sizlerle paylaşmıştık. Bugün de Türkiye siyaset gündemine ilişkin yorumlarımıza devam ediyor ve Türk siyasetinde yeni bir hareket başlatma yolundaki iki önemli ismi irdeliyoruz.

2011 genel seçimi yaklaşıyor ve siyaset de her geçen gün ısınıyor. Bu ısınmayla birlikte pek çok siyasi partinin bulunduğu ve seçim zamanlarında metrelerce oy pusulasını düzgün bir şekilde katlamanın bile dakikalar sürebildiği siyaset sahnemize geçen hafta yeni bir siyasi parti daha katıldı. Eski bakan Abdüllatif Şener, uzun süredir kurmayı düşündüğü partisinin kuruluş dilekçesini nihayet İçişleri Bakanlığı'na verdi.

Partinin ismi Türkiye Partisi. Türkiye Partisi'nin pek çok partili Türkiye siyasetinde nasıl bir yol izleyeceğini ve ne gibi bir şansı olabileceğini ilerleyen günlerde hep birlikte izleyeceğiz. Lakin, ilk olarak yapabileceğimiz bir tespit partinin kurucular kurulunda hiç bir önemli ve tanınmış siyaset adamının yer almaması. Bazıları bu durumu "siyasette yeni yüzler " şeklinde yorumlayabilir ama benim yorumum Abdüllatif Şener hareketinin, siyasetteki önemli aktörlerde ve gruplarda heyecan ve çoşkuyu yaratacak gerekli rüzgarı yakalayamamış olmasıdır.

Peki Türkiye Partisi'nin yepyeni isimlerle 2011'deki seçimlerde şansı olabilir mi ? Bu tamamen Abdüllatif Şener'in seçime kadar yeni partinin örgütlenmesini nasıl tamamlayacağını ve halka hangi yeni ve etkili mesajları verebileceğine bağlı. Aksi takdirde bu partinin kaderi de liderlerine olan "kamuoyu sempatisinin" büyük oy yüzdelerine dönüşeceği umuduyla kurulan fakat şu an adlarını bile kimsenin hatırlamadığı Bedrettin Dalan'ın Demokrat Merkez Partisi, Aydın Menderes'in Büyük Değişim Partisi, Hasan Celal Güzel'in Yeniden Doğuş Partisi ve Yusuf Bozkurt Özal'ın Yeni Partisi'nin kaderlerinden çok da farklı olmaz.